Psikiyatri Uzmanı

psikiyatrist

Psikiyatri Uzmanı

İletişim

Psikiyatri Uzmanlığı

15 Temmuz 2008

Stres Unutkanlık Yapıyor

Kategori: Psikiyatri — admin @ 13:33

Anadolu Sağlık Merkezi”nden Doç. Dr. Betül Yalçıner, genç yaşlı birçok insanı etkileyen ”unutkanlığı” mercek altına aldı: İnsanda beyin gelişimi, hem belli bir yaşa kadar (ortalama 18-20 yaş civarı) beyin hücrelerinin sayısının artmasıyla beynin hacim olarak büyümesi şeklinde hem de varolan beyin hücrelerinin kullanılmasıyla hücreler arası bağlantıların oluşmasıyla sağlanıyor.

Hepimiz 20”li yaşlarımıza kadar ne kadar hızlı öğrendiğimizi ve kolay unutmadığımızı biliriz. İşte bu hızlı kavrama beynimiz iki türlü gelişme gösterdiği için olur. Yirmili yaşlardan sonra ise beynimiz sadece varolan beyin hücreleri arasındaki bağlantıları arttırarak gelişir ve diğer yandan da yavaş yavaş hücre ölümü başlar. Biz ne kadar çok farklı alanlarla ilgilenir ve entelektüel seviyemizi geliştirmeye çalışırsak beynimizde kendisini o ölçüde geliştirir. Fakat yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan hücre ölümü nedeniyle giderek kullanmakta olduğumuz hücre havuzu azalır. Bu nedenle bir süre sonra beyin yeni bir şeyler öğrenirken bazı tasarruflar yapar ve aslında çok da kullanılmayan bazı bilgileri siler. Öğrenme artık en eskilerin silinip yenilerin kaydedilmesi şeklini alır. Dolayısıyla zamanla ortaya çıkan doğal bir unutma süreci yaşarız. Öte yandan özellikle 20-50 yaş arasındaki ”unutkanlık” şeklindeki yakınmaların çoğunluğu stres, iş veya ders yoğunluğu, özel yaşamlarda oluşan değişimler (evlenme, boşanma, eşlerden birinin ya da aileden birinin kaybı gibi) şeklinde yaşam süresince zaman zaman zorlandığımız anlarda ortaya çıkan, daha çok dikkat eksikliği, konsantrasyon güçlüğü, depresyon gibi sebeplere bağlı olur.

SEBEP STRES VE DEPRESYON

İnsanlar çok uzak olmayan geçmişte bilgi ve haberlere TV, gazete, dergi, radyo, sinema, kütüphane gibi klasik yöntemlerle ulaşırdı. TV bunların içerisinde en kolay ulaşılan yoldu, ancak o da kısa süre öncesine göre birkaç kanaldan ibaretti. Şimdi 10”ları bulan yerel kanallar, özel tv kanalları yanı sıra internet denen bir yol bulunuyor. Yeni denen bir şeyi öğrendiğimiz anda o bilgi eskimiş oluyor. Dolayısıyla bilgi çok çabuk eskiyor. Biz bu kadar hızlı değişen bir ortama koşarak, çok çalışarak vs. uyum sağlamaya çalışıyoruz. Beynimiz de bilgileri hızla alıp aynı hızla yenileri geldiği için hızla bazı şeyleri siliyor. Ayrıca genel olarak tüm dünyada yaşam daha rahat ve stressiz bir hal almıyor. Aksine çoğu yerde giderek stres ve yoğunluk artıyor. Dolayısıyla hem bir şeylerden geri kalmama çabası hem de artan stres ve hızlı bilgi giriş çıkışlarıyla ortaya çıkan unutkanlık için bazı yayınlarda ”çağın hastalığı” deyimi bile kullanıyor. Depresyon gibi psikolojik problemlerde de benzer bir artış da unutkanlığın artan sebeplerinden olabilir. Tüm gelişmeleri biz insanlar oluşturuyoruz, fakat beynimiz internet gibi değil, geliştikçe gelişen durmadan büyüyen ve sonsuz bilgiye sahip canlılar olmamız en azından şu anda mümkün değil.

AYRINTILARA TAKILIN

Unutkanlık, sebebi ne olursa olsun eğer normal günlük yaşamımızı, iş yaşamımızı, özel yaşamımızı etkiler hale gelirse ve unutkanlık nedeniyle bu yaşam alanlarımızda problemler yaşamaya başlarsak mutlak bir uzman tarafından değerlendirilmeyi gerektirir. Duruma göre bir psikiyatrist ya da bir nöroloji uzmanı olabilir.

Unutkanlığı önlemek için çok genç yaşlardan itibaren beyin gelişimimizi sağlayabilecek yöntemler kullanmalıyız. Yüzeysel bilginin su üstünde kalmaya mahkum yağ gibi asla derinlere inemeyeceğini ve ilk dökülen kısımla birlikte gideceğini bilmeliyiz. Mümkün olduğunca ilgilendiğimiz konularda ayrıntılarını da öğrenmeye çalışmalıyız. Ne kadar çok hücreler arası bağlantıya sahip olursak bilgileri değerlendirme şansımız o kadar artar.

Hafıza Nasıl Çalışır?

Kategori: Psikiyatri — admin @ 13:32

Hafızanın nasıl çalıştığını açıklamaya çalışan birçok model olmasına karşın hala nasıl çalıştığını tam olarak bilmiyoruz. Bu modellerin bazıları hafızayı beynin fonksiyonlarıyla açıklamaya çalışmaktadır. Örneğin; bu modele göre hafıza yaşla beraber zayıflıyor çünkü yaşlandıkça nöronlarımız ölüyor. Doğanın bu gerçeğinin üstesinden gelmenin yalnızca 3 yolu vardır.
1. Nöronların ölümünü durduracak bir yol bulmaya çalışmak
2. Yeni nöronların oluşmasını sağlamayı teşvik edecek bir yol bulmak
3. Kalan nöronların daha etkili şekilde görev yapması ve tembelliği ortadan kaldırmak için bir yol bulmak

Şimdiye kadar 2 ve 3. şıklar gerçekleştirilmesi daha muhtemel ve ümit verici görünüyor. Çalışmalarla yeni beyin hücrelerinin gelişmesini teşvik etmekle ilgili olarak Bazı olumlu sonuçlar rapor edildi. Salk enstitiüsü nöro başlangıcında yapılan son çalışmaların cesaret verici olduğunu belirtmiştir. Dentit eksenlerinde nöronların gelişimini gözlemlemiş ve farede öğrenmeyi ve kısa süreli belleği kontrol eden hipokampüsün bir parçası uyarıcıları içeren bir ortamda gözlenmiştir. Bu enstitüden Fred Gage olgunlaşmamış hücrelere doku yerleştirerek yaptığı çalışmada yeni nöronal hücrelerin üretildiğini bulmuştur. Aynı zamanda vücudu çalıştırmanın yani egzersiz yapmanın ve beyin jimnastikleri gibi tekniklerle beyni çalıştırmanın oldukça faydası olduğu şimdilerde yaygınlaşan bir görüştür. “Kullan ya da kaybet” felsefesi beyin hücreleri için gittikçe doğru bir hal alıyor.

Nörolojik çalışmalar “ampakin” adı verilen ‘hafıza ilaçları’yla nöronları daha iyi çalıştırarak belirli bir başarıya ulaşmıştır. İnsanlarla yapılan ilk testlerde mükemmel sonuçlar elde edilmiş ancak elde edilen örnekler daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulması dışında her hangi bir bulguyu doğrulamak için oldukça azdı.

Hafızanın fiziksel olmayan bir gerçekliğin görevi olduğunu düşünenler için şunu söylemekte yarar var. Fiziksel olmayan bir akıl modelinin insanlığın faydasına olabilecek önemli sonuçlar vereceğinden şüpheli olsam da bu tür sonuçlar bazı unsurlarda yansıtıcı olabilir. Hafızanın bir beyin fonksiyonu olduğunu düşünmek ise araştırmaya devam etmek için tek yol olarak görülemez elbette ancak tamamen faydalı olan bir şeyler keşfetmeye doğru başarı umudu vaat etmektedir.

ÖSS’ciler İçin Hafıza Güçlendiriciler

Kategori: Psikiyatri — admin @ 13:32

Hafızayı ve bilişsel fonksiyonları bazı besinler sayesinde kuvvetlendirmek, böylece yaşam kalitesini artırmak da elinizde. İşte hafıza ve beyin dostu besinler… Yaşam kalitesinin azalmaması için en önemli etkenlerden biri, şüphesiz hafızanın ve bilişsel fonksiyonların korunmasıdır. Hafıza, bilişsel fonksiyonlar ve beslenme ilişkisinde, yeterli ve dengeli beslenme, çeşitli suplemanlar, düzenli kahvaltı alışkanlığı, çoklu doymamış yağ asitleri, kafein ve daha birçok öğenin olumlu katkıları vardır. Fakat miktar ve kullanım süreleri, etkinin yararlı olmasında belirleyicidir.
Dünyada yapılan son araştırmalarda hafıza ve bilişsel fonksiyonlar üzerine etkisi olduğu bildirilen besinler ile yapılması gerekenler şöyle sıralanıyor:

1- Gingko biloba (one la demeyin bende bilmiyom)
Son dönemde yapılan araştırmalarda hafıza ve bilişsel fonksiyonlar üzerinde oldukça önemli yararları tespit edilmiştir.

2- Kahve
Hafıza ve bilişsel fonksiyonlara olumlu etkisi bilinmeli fakat, optimal dozun 200mg.=2 fincan olduğu unutulmamalıdır.

3- Sıcak kakao
Cornell Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmaya göre, 2 yemek kaşığı saf kakao içeriğindeki antioksidanların, kırmızı şaraptan 2 kat, yeşil çaydan 2-3 kat, siyah çaydan ise 4-5 kat daha fazla olduğu gözlemlendi.

4- Omega 3
Somon, ton, sardalye balıkları: Vücudumuzun üretemediği ama belli dengede ihtiyaç duyduğu omega 3 yağlarından zengin, açık sularda yetişmiş bu balıkları haftada 3 kez mutlaka tüketmelisiniz. Balık tüketemiyorsanız hem hayvansal hem de bitkisel omega 3 karışımlarından diyetisyeninize danışarak tüketmeye başlamalısınız. Omega 3′ün en iyi bitkisel kaynakları arasında koyu yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar ve ketentohumu sayılmaktadır.
Ceviz, badem ve fındık: Omega 3 kaynaklarıdır. Yine bu sonuca paralel olarak ideal seviyede n-3 ve n-6 yağ asidi alımının yaşlılıkta bilişsel fonksiyonların muhafaza edilmesine katkıda bulunduğu ispatlanmıştır.

5- Vitaminler
Yaşlılıkta yeterli miktarda antioksidan vitamin ve mineral suplemanı ile bilişsel fonksiyon gelişmiştir. (Özellikle selenyum, A, C ve E vitaminleri)

6- Kahvaltı
Kompleks karbonhidrat içeren kahvaltının (tam tahıllı ekmek, kahvaltılık gevrek, müsli vb.), gün boyunca zihinsel performansı artırabileceği gösterilmiştir.

7- Egzersiz
Aerobik egzersizin, beynin ön cephesi ve ön bölgesi tarafından 15 görevde faydaları olduğu bulunmuştur.

Haftanın besinleri
Hafızanın güçlendirilmesi için önerilen besinler.

Avokado: Kısa süreli bellek için, yarım avokado yeterlidir.
Havuç: Hatırlama yeteneğimizi artırdığından, bir şey ezberlerken bir ufak tabak 1 tatlı kaşığı sıvı yağlı havuç salatası yiyebilirsiniz.
Isırganotu: Hafızayı kuvvetlendirir. Özellikle sınavlara hazırlanan çocukların çayına ilave edilmesi veya ısırgan çayı içirilmesi yerinde olur.
Yabanmersini: Uzun süreli bir öğrenmede ideal bir meyvedir. Beynin kanla daha iyi beslenmesini sağlar.
Kabak: Yemeklerle sık sık tüketilmesi hafıza için son derece faydalıdır.
Ananas: C vitamini içerdiğinden hafıza için çok yararlıdır. Ayrıca önemli bir element olan mangan içerir.
Limon: C vitamininden dolayı canlandırır, algılama yeteneğini artırır.

Unutkanlık Yapan Protein

Kategori: Psikiyatri — admin @ 13:31

Kimimiz az kimimiz çok ama hepimiz biraz unutkanız. Peki niye unutuyoruz? Bilim adamları insan beyninde bulunan bir proteinin unutkanlığa neden olduğunu belirledi.İsviçreli bilim adamları, bir proteinin unutkanlığa neden olduğunu tespit etti.

Nature dergisindeki habere göre, Zürich kentindeki İsviçre Konfederasyonuna ait Teknik Yüksek Okulda fareler üzerinde yapılan deneylerde, Phosphatase 1 (PP1) proteininin işlevi azaltıldığında, farelerin öğrendiklerini hatırlama yeteneğini kaybetmediği gözlemlendi.
Haberde, PP1 proteininin, insanlarda beyni gereksiz bilgilerden temizleyen karmaşık sistemin bir parçası olduğunun daha önceki araştırmalarda ortaya çıkarıldığı belirtildi.
Bilim adamları Isabelle Mansuy ve çalışma arkadaşları, PP1 proteininin işlevini tam olarak belirlemek için, deneyde kullanacakları farelerde bu proteini işlevsiz kıldılar.
PP1 proteini çalışan ve çalışmayan farelerle bir dizi deney yapan bilim adamları, PP1 proteini çalışmayan farelerin diğer farelere göre daha başarılı olduklarını ve öğrendiklerini haftalar sonra bile unutmadıklarını tespit ettiler. Mansuy, beynin kapasitesinin sınırlı olduğunu belirterek, beynin aktif bir koruma mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu ve PP1 proteinin bu mekanizmanın bir parçası olduğunu kaydetti.

Beyin Potansiyel ve Hafıza Geliştirme

Kategori: Psikiyatri — admin @ 13:31

Uzmanlar, normal insanların mevcut beyin kapasitelerinin çok azını, bazı uzmanlar ancak %1 kadarını kullanabildiğini söylemektedirler. Bu durumda beynimizi, kullanılmayan, yaklaşık % 99 kapasitesiyle beraber, uyuyan bir deve benzetmek yanlış olmasa gerek. Demek geride, kullanılmayı bekleyen muazzam bir kapasite var.

Peki, beyin potansiyelinin neden bu kadar azı kullanılmaktadır?
Bunun temel sebeplerinin başında, beynin nasıl çalıştığının, yakın zamanlara kadar bilinememesi geliyor. Yani, zihinsel yeteneğimizle ilgili sorunlar, beynin kapasite eksikliğinden değil, onu nasıl kullanacağımızı bilmeyişimizden kaynaklanıyor.

İşte hafıza eğitiminin amacı, bu âtıl potansiyeli harekete geçirmek ve geliştirmek için yardımcı olmaktır.

Büyük âlim İbni Sina çocukluk yıllarında matematik dersinde başarısız olur ve medreseden kaçar. Gide gide bir kuyunun başına varır. Kuyudan kovayla su çekmek için eğildiğinde, kuyunun ağzını çevreleyen taşlar üzerindeki ip izlerini görür. İp, gide gele, o sert taşlar üzerinde izler bırakmıştır. Bu, küçük İbni Sina’yı derin düşüncelere götürür ve:

“Bu yumuşacık ip, gide gele gide gele bu sert taş üzerinde bu izleri yaparsa, ben de azimle çalışırsam, matematiği başarırım.” der ve o kuyunun başından tekrar derslerinin başına döner. Böylece, bildiğimiz İbni Sina ortaya çıkar.

Çalışmak, özellikle sistemli çalışmak zekâyı, hafızayı açtığı gibi, tembellik de köreltir.

Tarihte “inanılmaz” denilebilecek hafızalar var. Bunlardan birisi olan Dominic O’Brien hafıza sistemlerini öğrendiğinde, para kazanmak için bir yol arar ve maalesef bu bilgi ve beceriyi çok kötü bir yolda kullanır. Her akşam bir kumarhaneye giderek 21 diye bilinen Black Jack adlı oyunu oynamaya başlar.

Bu oyunda kâğıt takip etmek son derece önemli olduğundan, bütün kâğıtları hafızasına alan ve hangi kâğıdın kullanıldığını bilen Dominic O’Brien her akşam büyük paralar kazanmaya başlar. Ancak, onun bu yeteneğini keşfeden kumarhane sahipleri onun kumarhanelerine girmesini yasaklarlar. Dominic O’Brien için tek bir seçenek kalır: Hafıza eğitimi vermek ve müthiş hafıza gösterileri yapmak. O da bunu yapar ve bu sayede çok zengin olur.

Melik Safi Duyar ise, hafıza konusunda, ülkemizden yetişen bir dünya şampiyonudur. Kendisi sadece bir dünya şampiyonu olmakla kalmamış, bu sistemin ülkemizde yayılmasına önderlik etmiştir.

Ayrıca, Tony Buzan’ın “Dehânın El Kitabı” adlı eserinde kısaca belirttiği gibi, büyük bir hadis âlimi olan İmam Buharı 300.000 hadisi, haber zinciri ile beraber ezberlemiştir ki, bu yaklaşık 21 milyon kelime eder.

Bir arkadaşı, Buhari’yi şöyle anlatıyor: “Buhari, işittiklerini, küçük yaşına rağmen yazmıyor, ezberliyordu. Basra’da bizimle beraber hadis âlimlerini dolaşırdı; biz yazardık, fakat o yazmazdı. Biz de ona, yazmamasının sebebini sorar dururduk. Aradan onaltı gün geçmişti ki bize, ‘Artık bana sataşmakta çok oldunuz. Yazdıklarınızı getirip gösterin bakalım.’ dedi. Getirdik. Hepsini ezberden okuyuverdi.”

Buhari’nin bir hadisi ezberlemesi için, bir defa işitmesi veya okuması yetiyordu.

Bu şahsiyetten, çok çarpıcı bir örnek daha verelim: Buhari’nin Bağdat’a bir gidişinde, oradaki bir kısım hadis âlimleri ve hukukçular, onu sınava çekip bilgisini ve hafıza gücünü ölçmek isterler.

Bu maksatla 100 hadis seçerler ve bu hadislerin metinleriyle haber zincirlerini birbirine karıştırırlar. Sonra bu hadisleri on kişiye, onar onar dağıtırlar. Buhari’nin bulunduğu bir topluluk içinde, bu on kişiden her biri, elindeki on hadis ve haber zincirini, sırasıyla tek tek İmam Buhari’ye sorar. O da hepsine, verilen bilgiler yanlış olduğu için, “Böyle bir hadis bilmiyorum” diye cevap verir. Bu durumda, insanların, özellikle onu müşkil duruma düşürmek isteyenlerin hâllerini tahmin edersiniz. Böylece 100 soru da biter.

Bundan sonra Buhari, ilk şahsa döner ve “Senin birinci hadisin şöyle, haber zinciri de şöyle” diyerek onu düzeltir. Sonra ikinci hadise geçer, onu da aynı şekilde düzeltir. Böylece, 100 hadisi de, metni ve haber zincirleriyle beraber düzelterek, hiçbir kişiyi ve sırayı şaşırmadan, hepsini de tam ve doğru olarak söyler.

İngilizce Kelimeleri Hatırlatma Yöntemleri

Kategori: Psikiyatri — admin @ 13:31

İngilizce’de ve bütün yabancı dillerde problem olan “kelime unutma”yı hafıza tekniklerini kullanarak en aza indirebiliriz. Bu konuda aşağıdaki örnekler verilebilir:

Bundle (bandıl): Bohça, paket. “Bandıl”ı “bandır” olarak aldım. Kocaman bir bohçanın baldan olduğunu hayâl ediyor ve elimdeki ekmeği bohçaya bandırıyorum.

Collar (kolır): Yakalamak. “Kollar”ın bir adamı yakaladığını düşünüyorum.

Callous (kelıs): Duygusuz. Duygusuz bir adamın kalas taşıdığını düşünüyorum. Çünkü “kalas” kelimesi genelde duygusuz, kaba insanlar için kullanılır.

Drag (dıreg): Sürüklemek. Bir direk sürüklediğimi düşünüyorum

Expense (ekspens): Masraf. Eve bir ek pense daha alıp gereksiz masraf yaptığımı düşünüyorum.

Prize (pırayz): Ödül. Şampiyona Ödül olarak priz verdiklerini düşünüyorum.

Shield (şiyıld): Kalkan. Ödül olarak verilen şildi kalkan olarak kullandığımı hayâl ediyorum.

Kaynak:psikoloji sayfam com

Güçlü Bir Hafıza

Kategori: Psikiyatri — admin @ 13:31

Bellek, yani bilginin beyinde tutulması ve saklanması, bilim adamlarının en çok üzerinde durduğu ve araştırmaların yapıldığı konulardan biri. Prof. Yalçın, bu konuda üç varsayım bulunduğunu söylüyor. Bunlardan ilki, uzun süreli bellek ve kısa süreli bellek.
Beyin, her an ulaşması gereken bilgileri kısa süreli bellekte tutuyor. Gerisini uzun süreli belleğe atıyor. İkinci varsayım, beyinde seslerin, görüntülerin, sayıların ayrı ayrı depoları olduğu ve bilgilerin burada toplandıktan sonra yorumlanıyor olması.

Üçüncüsü ise 1997 yılı içinde yapılan çalışmalarda ortaya çıkan bir sonuç. Buna göre, beynin elektro kimyasal gücünün tümünün belleği oluşturduğu varsayılıyor. Bu anlayışa göre, beyinde belirli bir disiplin içinde dolaşan bu bio, elektro, kimyasal gücün tümü beyni çalıştırıyor ve belleği canlı tutuyor. Hafıza kayıplarına gelecek olursak, çoğunlukla kazalar, ateşli hastalıklar ve rahatsızlıklarla meydana geliyor.

Tabii bir diğer önemli nokta da yaşla birlikte oluşan hafıza kayıpları yani bunama denilen hastalık. Beynin olgunlaşma ve gerileme süreci var. Gerileme sürecine girilmesiyle hafıza kaybının görülmesi de son derece doğal olarak karşılanıyor. Ancak günümüzde karmaşık ilişkiler içinde bulunan insan, bilgileri de, beyinde bilinçli olarak depolayamıyor ve sonuçta problemler doğuyor. Kısacası beynin bilinçli ve özenli kullanılmaması halinde genç yaşta bile hafıza kayıpları olabiliyor.

Güçlü Bir Hafıza İçin
Selenyumlu yiyecekler tercih edilmeli. Özellikle balık bol bol yenmeli.

Potasyumlu yiyecekler, E vitamini ve glikozlu yiyecekler de unutulmamalı.

Her gün beş dakika çevre ile ilişki kesilip, beyine zaman ayırmalı. Özellikle iş ve özel hayatla ilgili kararlar verirken.

Gözler kapatılmalı, derin bir nefes alınmalı, bu nefesin ciğerlerde tutularak bir ateş topu haline geldiği düşünülmeli, sonra bu ateş topunun beyne doğru yola çıktığı düşünülmeli ve son olarak da işe başlanmalı.

Her gün ayrılan beş dakikanın iki dakikasında hafıza ve dikkat oyunları oynanmalı. Bu oyunlar sırasında, okurken, çalışırken mutlaka burundan soluk alınmalı.

Okunan gazetelerdeki ekonomi sayfalarındaki rakam, liste ve istatistikler dikkatle incelenmeli.

Gazetelerin pazar eklerindeki zeka oyunları çözülmeli.

Evde, ailede (manav, bakkal v.b.) isim listeleme oyunları oynanmalı.

Okunan ve çok beğenilen haber, yazı ve araştırmalar gözler kapatılarak gözönünde canlandırmaya çalışılmalı ve düşünceleri sıralanmalı.

Ajanda tutma alışkanlığı daha da özenli hale getirilmeli.

Beynimizin Niçin Tamamını Kullanamıyoruz?

Kategori: Psikiyatri — admin @ 13:30

Bunun nedeni aslında, olgun haldeki sinir hücrelerinin (yani bilgi depolayan nöronların) kendi kendilerini yenileyebilme özelliklerini yitirmiş olmalarıdır.Yürütülen bilimsel çalışmalar olgun sinir hücrelerinin kendilerini yenileyebilmeleri üzerinde önemli gelişmeler kaydettiyse de, bu yenileme oldukça yavaş ve sınırlı miktarlarda gerçekleşmektedir.

Beynimiz, yaşamımız boyunca edindiğimiz bilgileri depolar. Kazanılan her yeni bilgi, sinir hücrelerine işlenir ve buradaki birçok diğer sinir hücresi ile gerekli sinir bağlantılarının kurulması şekli ile depolanır.

Günlük olağan işlevleri yerine getirebilmemiz, öğrenilen her yeni bilgiyi etkin bir şekilde kullanabilmemiz ve olaylar arasında bağlantı kurarak yorum yapabilmemiz, bu depolanmış veriler ve oluşturulmuş sinir hücresi bağlantıları sayesinde gerçekleşir.

Normal yaşlanma süreci içerisinde, beyin hücrelerimiz de yaşlanır ve zamanla hücre ölümleri gerçekleşir. Herhangi bir darbe veya hastalık durumunda da beyin hücrelerimizin önemli bir bölümünü kaybedebiliriz. İşte bu gibi durumlarda, önemli kabul edilen bilgilerin yeni sinir hücrelerine aktarılması ve yeni sinir bağlantılarının kurulması gerekir. Bu işlem sırasında da beyin, kullanılmayan ve bir nevi “yedek” görevinde olan sinir hücrelerini kullanır.

Yine benzer şekilde, her yeni “öğrenme” durumunda da yeni sinir hücreleri kullanılır ve gerekli bağlantılar oluşturulur. Sinir sisteminin dinlenme durumunda olduğu uyku süreci, bu aktarımların yapıldığı ve bağlantıların kurulduğu en önemli aşamadır. Bu nedenle, düzenli uyku alışkanlığı, sinir sisteminin en verimli şekilde çalışması üzerinde oldukça etkilidir.

Kısacası, eğer beynimizin büyük bir yüzdesini (veya %100´ünü) kullanıyor olsaydık belki bu evrendeki en zeki canlılar olabilirdik. Ancak hiç şüphesiz, en kısa verimli yaşam süresine sahip canlılardan birisi de bizler olurduk.

Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi

Hafıza Geliştirici Haplar Geliyor

Kategori: Psikiyatri — admin @ 13:30

Yaşlanma, kaza ya da Alzheimer gibi hastalıklar sonucu meydana gelen hafıza kayıplarını bir hap ile sona erdirmek ve eskisinden daha keskin bir hafızaya sahip olmak yakında mümkün hale gelecek.

ABD’de yayımlanan ‘Newsweek’ dergisi son sayısında, hafıza hapı geliştirme çalışmalarını kapak konusu yaptı.

Bir tür deniz salyangozunun beyniyle insan beyninin aynı şekilde işlediğini keşfeden bilim adamları, bu hayvan üzerindeki araştırmalar sonucunda hafıza hapını geliştirme aşamasına geldi. İlacın iki yıl içinde tamamlanması bekleniyor.

İnsan beyniyle benzerlik

Colombia Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren Nobel ödüllü Eric Kandal ve ekibine göre ‘Aplysia californicus’ türü deniz salyangozunun basit bir beyni var.

Ama ‘Aplysia californicus’un beyninin en önemli özelliği, insan beyin hücrelerinin çalışma fonksiyonlarının benzerini kullanması.

Hafıza yolu ‘creb’den geçiyor

Beş yıl süren araştırmaya göre deniz salyangozu az sayıda, ancak büyük beyin hücrelerine sahip. Bu hücrelerin bir bölümü, sinir hücrelerini düzenleyen ve hafıza hücrelerinin harekete geçiren ‘creb’ adı verilen proteinin üretilmesini sağlıyor.

Proteinin fazla salgılanması da hafıza genlerini, bir ampulü açıp kapayan elektrik anahtarı gibi kontrol ediyor. ‘Creb’ proteininin azalması hafıza kaybına, çoğalması ise mevcut hafızanin keskinleşmesine ve güçlenmesine yol açıyor.

Yine de en iyisi bulmaca çözmek

Fareler üzerindeki deneylerinde başarılı sonuçlar alan Eric Kandal ve ekibi, iki yıl içinde bu proteinin bir hap halinde üreterek erken bunama ya da yaşlanma ile bağlantılı hafıza kaybına çözüm bulmayı hedefliyor.

Tıpta yaşanan tüm gelişmelere karşın bilim adamları, hafıza kaybı sonucuyla karşılaşmadan önce, bulmaca çözmek, bol bol deniz mahsulleri yemek, yabancı bir dil öğrenmek gibi yöntemlerle kimyasal haplara ihtiyaç duyulmamasını tavsiye ediyor.

Kaynak: Cnnturk

İngilizce Kelimeleri Hatırlatma Yöntemleri

Kategori: Psikiyatri — admin @ 13:30

İngilizce’de ve bütün yabancı dillerde problem olan “kelime unutma”yı hafıza tekniklerini kullanarak en aza indirebiliriz. Bu konuda aşağıdaki örnekler verilebilir:

Bundle (bandıl): Bohça, paket. “Bandıl”ı “bandır” olarak aldım. Kocaman bir bohçanın baldan olduğunu hayâl ediyor ve elimdeki ekmeği bohçaya bandırıyorum.

Collar (kolır): Yakalamak. “Kollar”ın bir adamı yakaladığını düşünüyorum.

Callous (kelıs): Duygusuz. Duygusuz bir adamın kalas taşıdığını düşünüyorum. Çünkü “kalas” kelimesi genelde duygusuz, kaba insanlar için kullanılır.

Drag (dıreg): Sürüklemek. Bir direk sürüklediğimi düşünüyorum

Expense (ekspens): Masraf. Eve bir ek pense daha alıp gereksiz masraf yaptığımı düşünüyorum.

Prize (pırayz): Ödül. Şampiyona Ödül olarak priz verdiklerini düşünüyorum.

Shield (şiyıld): Kalkan. Ödül olarak verilen şildi kalkan olarak kullandığımı hayâl ediyorum.

Kaynak:psikoloji sayfam com

Yeni Yazılar »